Posts Tagged ‘Ehl-i Sünnet’

Ehl-i Sünnet

Saturday, March 22nd, 2008

Bir inanç ve âkide etrafında biraraya gelen topluluğun (ümmet), inanç sisteminin, akidesinin oluşmasını temin eden yola ve metoda sünnet denilir. İnsanların bu metodda görüş birliğine varıp, bunu uygulaması da, cemâat diye isimlendirilmiştir. Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal, (el-Fisâl kenarında), I, 47 Bu anlam Kuran’da şöyledir:

Allah’ın nice sünnetleri gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların âkıbetini görün. Al-i İmran Suresi 3:137

Allah’ın sünneti kesinlikle değişmez. Fatır Suresi 35:43

İslam dininde Ehl-i Sünnetin varlığı şu
Ehl-i sünnet dini literatürde İslam peygamberi ve sahabe’yi örnek kabul eden müslüman toplumunun büyük bir kısmına denir. Genelde kısaca “Sunnilik” olarak bilinir. Bu grup sünnete bağlı olduğu ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için Ehl-i Sünnet ve’l-cemaat adıyla da anılır. Ehl-i Sünnet temel inanç konularında fikir birliği içinde olmasına rağmen bir takım detaylarda kendi içinde mezheplere ayrılmıştır. İslam pergamberi hadisde fırka-i naciyye, kurtuluş fırkası olarak bildirdiği tek bir itikad mezhebi vardır. O da Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir.

Şehristani (549/1154) İslâmi fırkaları; Kaderiyye, Sıfatiyye, Hâriciyye, ve Şiâ olarak dört ana gruba ayırmış, yetmişüç fırkanın bunlardan yayıldığını belirtmiştir. Ebu’l Feth Şehristani, a.g.e, 1:15


imam-ı Matüridi, Selefiyye ve imam-ı Eşari bu mezhepte üç itikad imamıdır ve bu mezhebi yaymışlardır.


Ehl-i sünnet olmak için gereken itikatlardan bazıları şunlardır:

  • Kur’anın Allah kelamı olup, mahlûk (yaratık) olmadığına inanmak.
  • Ehl-i kıbleyi tekfir etmemek, yâni namaz kılan müslümana işlediği günâhlardan dolayı kâfir dememek.
  • Ehl-i kıble denilen kimsenin bir inanışı, ma’nâsı açık olan kat’i bir delîle zıt ise, küfür olur. Böyle bir kimse, namaz kılsa da, her ibâdeti yapsa da kâfir olur.
  • Sahabelerin tamamını sevmek, hiçbirini kötülememek.
  • Ebû Bekir ve Ömerin halîfe olduğuna ve üstünlüklerinin halîfelik sırasına göre olduğuna inanmak.
  • Cennette Allahü teâlânın görüleceğine inanmak.
  • İbadeti imandan parça bilmemek.
  • Kendi îmânından şüphe etmemek.
  • Mest üzerine meshin dinden olduğunu kabûl etmek.
  • Tasavvufu inkâr etmemek.
  • İyilik ve kötülüğün, hayrın ve şerrin Allahü teâlânın takdîri ile olduğuna inanmak.
  • Miracın ruh ve beden ile birlikte olduğuna inanmak.
  • Enbiyânın mûcizesine, evliyânın kerâmetine inanmak.
  • Sırât köprüsüne inanmak.
  • Kıyâmet günü yapılacak şefâ’ate inanmak.
  • Kabir suâline inanmak.
  • Kabir azâbının rûh ve bedene olacağına inanmak.
  • Bugün için dört hak mezhebden birine uymak, mezhepsiz olmamak.
  • Kabir ziyâretinin, peygamberden ve evliyâdan yardım istemenin câiz olduğuna inanmak.
  • Okunan Kur’ân-ı kerîmin ve verilen sadakanın sevâbını ölülere göndermenin câiz olduğuna, bu sevâpların ve duâların ölülere vâsıl olarak, azaplarının azalmasına sebep olacağına inanmak.


Dış Bağlantılar

  • Herkese Lâzım Olan Îmân
  • Tam İlmihâl-Se’âdet-i Ebediyye
  • Hakikat Kitabevi


Dipnotlar

Ehl-i Sünnet

Wednesday, January 16th, 2008

Bir inanç ve âkide etrafında biraraya gelen topluluğun (ümmet), inanç sisteminin, akidesinin oluşmasını temin eden yola ve metoda sünnet denilir. İnsanların bu metodda görüş birliğine varıp, bunu uygulaması da, cemâat diye isimlendirilmiştir. Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal, (el-Fisâl kenarında), I, 47 Bu anlam Kuran’da şöyledir:

Allah’ın nice sünnetleri gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların âkıbetini görün. Al-i İmran Suresi 3:137

Allah’ın sünneti kesinlikle değişmez. Fatır Suresi 35:43

İslam dininde Ehl-i Sünnetin varlığı şu
Ehl-i sünnet dini literatürde İslam peygamberi ve sahabe’yi örnek kabul eden müslüman toplumunun büyük bir kısmına denir. Genelde kısaca “Sunnilik” olarak bilinir. Bu grup sünnete bağlı olduğu ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için Ehl-i Sünnet ve’l-cemaat adıyla da anılır. Ehl-i Sünnet temel inanç konularında fikir birliği içinde olmasına rağmen bir takım detaylarda kendi içinde mezheplere ayrılmıştır. İslam pergamberi hadisde fırka-i naciyye, kurtuluş fırkası olarak bildirdiği tek bir itikad mezhebi vardır. O da Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir.

Şehristani (549/1154) İslâmi fırkaları; Kaderiyye, Sıfatiyye, Hâriciyye, ve Şiâ olarak dört ana gruba ayırmış, yetmişüç fırkanın bunlardan yayıldığını belirtmiştir. Ebu’l Feth Şehristani, a.g.e, 1:15


imam-ı Matüridi, Selefiyye ve imam-ı Eşari bu mezhepte üç itikad imamıdır ve bu mezhebi yaymışlardır.


Ehl-i sünnet olmak için gereken itikatlardan bazıları şunlardır:

  • Kur’anın Allah kelamı olup, mahlûk (yaratık) olmadığına inanmak.
  • Ehl-i kıbleyi tekfir etmemek, yâni namaz kılan müslümana işlediği günâhlardan dolayı kâfir dememek.
  • Ehl-i kıble denilen kimsenin bir inanışı, ma’nâsı açık olan kat’i bir delîle zıt ise, küfür olur. Böyle bir kimse, namaz kılsa da, her ibâdeti yapsa da kâfir olur.
  • Sahabelerin tamamını sevmek, hiçbirini kötülememek.
  • Ebû Bekir ve Ömerin halîfe olduğuna ve üstünlüklerinin halîfelik sırasına göre olduğuna inanmak.
  • Cennette Allahü teâlânın görüleceğine inanmak.
  • İbadeti imandan parça bilmemek.
  • Kendi îmânından şüphe etmemek.
  • Mest üzerine meshin dinden olduğunu kabûl etmek.
  • Tasavvufu inkâr etmemek.
  • İyilik ve kötülüğün, hayrın ve şerrin Allahü teâlânın takdîri ile olduğuna inanmak.
  • Miracın ruh ve beden ile birlikte olduğuna inanmak.
  • Enbiyânın mûcizesine, evliyânın kerâmetine inanmak.
  • Sırât köprüsüne inanmak.
  • Kıyâmet günü yapılacak şefâ’ate inanmak.
  • Kabir suâline inanmak.
  • Kabir azâbının rûh ve bedene olacağına inanmak.
  • Bugün için dört hak mezhebden birine uymak, mezhepsiz olmamak.
  • Kabir ziyâretinin, peygamberden ve evliyâdan yardım istemenin câiz olduğuna inanmak.
  • Okunan Kur’ân-ı kerîmin ve verilen sadakanın sevâbını ölülere göndermenin câiz olduğuna, bu sevâpların ve duâların ölülere vâsıl olarak, azaplarının azalmasına sebep olacağına inanmak.


Dış Bağlantılar

  • Herkese Lâzım Olan Îmân
  • Tam İlmihâl-Se’âdet-i Ebediyye
  • Hakikat Kitabevi


Dipnotlar

Ehl-i Sünnet

Sunday, November 11th, 2007

Bir inanç ve âkide etrafında biraraya gelen topluluğun (ümmet), inanç sisteminin, akidesinin oluşmasını temin eden yola ve metoda sünnet denilir. İnsanların bu metodda görüş birliğine varıp, bunu uygulaması da, cemâat diye isimlendirilmiştir. <ref> Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal, (el-Fisâl kenarında), I, 47 </ref> Bu anlam Kuran’da şöyledir:

Allah’ın nice sünnetleri gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların âkıbetini görün.<ref> Al-i İmran Suresi 3:137 </ref>

Allah’ın sünneti kesinlikle değişmez. <ref> Fatır Suresi 35:43 </ref>

İslam dininde Ehl-i Sünnetin varlığı şu
Ehl-i sünnet dini literatürde İslam peygamberi ve sahabe’yi örnek kabul eden müslüman toplumunun büyük bir kısmına denir. Genelde kısaca “Sunnilik” olarak bilinir. Bu grup sünnete bağlı olduğu ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için Ehl-i Sünnet ve’l-cemaat adıyla da anılır. Ehl-i Sünnet temel inanç konularında fikir birliği içinde olmasına rağmen bir takım detaylarda kendi içinde mezheplere ayrılmıştır. İslam pergamberi hadisde fırka-i naciyye, kurtuluş fırkası olarak bildirdiği tek bir itikad mezhebi vardır. O da Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebidir.

Şehristani (549/1154) İslâmi fırkaları; Kaderiyye, Sıfatiyye, Hâriciyye, ve Şiâ olarak dört ana gruba ayırmış, yetmişüç fırkanın bunlardan yayıldığını belirtmiştir. <ref> Ebu’l Feth Şehristani, a.g.e, 1:15 </ref>


imam-ı Matüridi, Selefiyye ve imam-ı Eşari bu mezhepte üç itikad imamıdır ve bu mezhebi yaymışlardır.


Ehl-i sünnet olmak için gereken itikatlardan bazıları şunlardır:

  • Kur’anın Allah kelamı olup, mahlûk (yaratık) olmadığına inanmak.
  • Ehl-i kıbleyi tekfir etmemek, yâni namaz kılan müslümana işlediği günâhlardan dolayı kâfir dememek.
  • Ehl-i kıble denilen kimsenin bir inanışı, ma’nâsı açık olan kat’i bir delîle zıt ise, küfür olur. Böyle bir kimse, namaz kılsa da, her ibâdeti yapsa da kâfir olur.
  • Sahabelerin tamamını sevmek, hiçbirini kötülememek.
  • Ebû Bekir ve Ömerin halîfe olduğuna ve üstünlüklerinin halîfelik sırasına göre olduğuna inanmak.
  • Cennette Allahü teâlânın görüleceğine inanmak.
  • İbadeti imandan parça bilmemek.
  • Kendi îmânından şüphe etmemek.
  • Mest üzerine meshin dinden olduğunu kabûl etmek.
  • Tasavvufu inkâr etmemek.
  • İyilik ve kötülüğün, hayrın ve şerrin Allahü teâlânın takdîri ile olduğuna inanmak.
  • Miracın ruh ve beden ile birlikte olduğuna inanmak.
  • Enbiyânın mûcizesine, evliyânın kerâmetine inanmak.
  • Sırât köprüsüne inanmak.
  • Kıyâmet günü yapılacak şefâ’ate inanmak.
  • Kabir suâline inanmak.
  • Kabir azâbının rûh ve bedene olacağına inanmak.
  • Bugün için dört hak mezhebden birine uymak, mezhepsiz olmamak.
  • Kabir ziyâretinin, peygamberden ve evliyâdan yardım istemenin câiz olduğuna inanmak.
  • Okunan Kur’ân-ı kerîmin ve verilen sadakanın sevâbını ölülere göndermenin câiz olduğuna, bu sevâpların ve duâların ölülere vâsıl olarak, azaplarının azalmasına sebep olacağına inanmak.


Dış Bağlantılar

  • Herkese Lâzım Olan Îmân
  • Tam İlmihâl-Se’âdet-i Ebediyye
  • Hakikat Kitabevi


Dipnotlar

<references/>